Carbon Brief Türkiye Profili

Jocelyn Timperley

Karbon Brief, önemli ülkelerin iklim değişikliğine dair neler yaptığını inceleyen serimizin ikinci makelesinde, Türkiye’nin artan emisyonlarını ve bu emisyonları azaltmak için neler yaptığını inceledik.Türkiye, Avrupa ile Asya’yı birleştiren önemli bir ekonomi ve dünyanın en fazla sera gazı salan yirminci ülkesi. Ancak, Birleşmiş Milletler iklim müzakerelerinde olağandışı bir konuma sahip: Tarihsel emisyonları düşük ve orta gelirli bir ülke olmasına rağmen Türkiye, büyük kısmı gelişmiş ülkelerden oluşan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü OECD’yi oluşturan grubun bir üyesi.Türkiye ekonomisi ve enerji talebi hızla büyüyor, ve bu eğilimin devam etmesi bekleniyor. Türkiye emisyonlarının, büyük kısmı fosil yakıtlar tarafından karşılanan (başta elektrik üretiminde kömür olmak üzere)enerji ihtiyacına bağlı olarak, önemli miktarda artması bekleniyor. Ancak, Türkiye emisyon artışını sınırlamak için bir takım çabalar göstereceğine dair söz verdi.
Grafik: Carbon Brief için Tom Prater 

§ Siyaset

OECD darbe girişiminin referandumund başkanlık sistemine geçiş geçen ay sert cevabı muhalefeti sindirmek Avrupa Birliği Uzun yıllardır AB’ye katılma iddiasında 2005 yılında aksadı uzun zamandan eleştiriliyor üyelik koşullarını raporda 2030 iklim ve enerji çerçevesi

“[Türkiye’nin] ulusal iklim değişikliği stratejisi ve eylem planı, enerji stratejisi gibi diğer stratejileri ile çelişmektedir. Bir iklim değişikliği uyum stratejisinin benimsenmesi ve uygulamaya konulması gerekmektedir. Devlet kurumlarında iklim değişikliğiyle mücadele teknik bilgisinin arttırılmasına dair çalışmalar ve iklim değişikliğinin farklı sektörel politikalarda anaakımlaştırılması çalışmaları hala zayıf düzeydedir.”

ekonomik krizine %10 civarında 2023 siyasi vizyonu bugün planlıyor
Image - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (ortada) BM İklim Değişikliği Konferansına (COP21)’e katılıyor, Le Bourget, France, 30/11/2015. Foto: Mikhail Metzel/TASS/Alamy Live News. - F7F884 Le Bourget, France. 30th Nov, 2015. Turkey's President Recep Tayyip Erdogan (C) attends the 2015 UN Climate Change Conference (COP21) in Le Bourget, near Paris. Credit: Mikhail Metzel/TASS/Alamy Live News (note)
ilişki çelişiyor yayımlanan yol açabilirAnketlere COP26 ilgilenmesinikaldıraç mekanizması ulusal taahhütlerini
Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’nda aldığı yenilginin ardından, 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı laik Mustafa Kemal Atatürk oldu.O günden beri büyük uluslararası anlaşmalara taraf olan Türkiye, 1952 yılında NATO’ya katıldı ve 1961’de’nin kurucu üyelerinin arasında yer aldı.Muhafazakar Adalet ve Kalkınma Partisi AKP’nin kurucusu Recep Tayyip Erdoğan, ilk önce İstanbul Belediye Başkanı, ardından da 2003’te başbakan seçildi. 2014 yılında ise, Erdoğan Türkiye’nin ilk başkanlık seçimini kazandı.2016 yılında meydana gelen bir ardından, Nisan 2017a az bir farkla parlamenter demokrasiden sonucu çıkması, Erdoğan’ın gücünü büyük oranda arttırdı. Sistem değişikliği Türkiye’nin ilk genel seçimi ardından yürürlüğe konulacak; Kasım 2019 olarak verilen genel seçim tarihi, 24 Haziran 2018’e çekildi.Hükümetin 2016 darbe girişimine, Türkiye’nin -Erdoğan’ı darbeyi için kullanmakla suçlayan başta olmak üzere Batılı müttefikleri ile arasını açtı. olan Türkiye’nin üyelik görüşmeleri başlamıştı. Ancak, müzakereler, çoğunlukla da Türkiye’nin insan hakları sicili yüzünden, sık sık.Türkiye beri, iklim değişikliğiyle yeterli derecede mücadele etmemekle. Bu da AB’ye üyeliğine bir diğer engel oluşturuyor, zira Türkiye’nin AB yerine getirmek için politikalarını AB blokuyla uyumlu hale getirmesi gerekiyor. Kısa süre önce yayınladığı bir Avrupa Komisyonu, Türkiye’nin AB ile uyumlu ulusal stratejisini henüz uygulamaya koymadığına işaret etti. Raporda şu ifadeye yer verildi:2001 rağmen, Türkiye ekonomisi son yirmi yılda üç kat büyüdü. Ama Türkiye’de işsizlik oranı, OECD ortalaması olan %5,5’i oldukça üzerinde, seyrediyor.Hükümet bu ekonomik büyümeyi devam ettirmeyi umuyor. Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunun yüzüncü yılı için, dünyanın en büyük on yedinci ekonomisi olan ülkeyi, en büyük ilk on ülke arasına sokmayı hedefliyor. Vizyonda iklim değişikliğine değinilmiyor.Her ne kadar önceki hükümetlerin iklim iddiaları da aynı derecede sönük olsa bile, AKP’nin son on beş yılda enerjide büyümeye odaklanmış olması Türkiye’nin emisyonlarını daha da arttırdığı anlamına geliyor. Erdoğan, Türkiye’nin büyüyen ekonomisini desteklemek için enerji arzını arttırmaya devam etmeyi. Erdoğan, aynı zamanda enerjiyi önemli bir dış politika unsuru olarak görüyor.Türkiye Enerji Bakanlığı’nın yerli kömür kaynaklarının kullanılması gayreti ve kömür madeni sahipleri ve AKP arasındaki yakın, iklim değişikliyle mücadelenin arttırılmasına dair her tür iddiayla. 2016 yılında bir kanun hükmünde kararname ise “stratejik yatırım” olarak tanımlanan fosil yakıt projelerine lisans ve izin muafiyeti getiriyor. Bu KHK, projelerin hızlandırılmasına, hatta bazı durumlarda ÇED sürecinin ortadan kaldırılmasına.Türkiye BM iklim görüşmelerinde olağandışı bir konuma sahip (ayrıntılar altta). Türkiye müzakereler sırasında büyük ölçüde uluslararası iklim finansmanına erişim sağlama konusuna odaklandı. göre, iklim değişikliği Türkiye’de yaşayanlar için çok büyük sorun teşkil etmiyor. Ancak, bu Türkiye’nin 2020 yılında BM İklim Konferansı ev sahipliğiyle de engellemedi. 2020 yılı, Paris Anlaşması’nın “”nın iklim iddialarını arttırması için çok önemli bir yıl olacak zira ülkelerin ikinci sunacakları yıl. 

§ Paris Anlaşması taahhütü

UNFCCC müzakere blokunda iki misliden fazla EK-1PIK verilerine devlete ait politikalarının orman alanlarındaki artışla iki yıllık raporunda
Image - Ayvaz, Denizli’de bir orman, 2016. Foto: Murat Ceven/Alamy Stock Photo - H7XF4M Forest in Ayvaz Denizli in Turkey (note)
Kyoto Protokolü 2009 mecbur kılıyor 2020’den önceki vermedi Paris Anlaşması iklim taahhütüulusal katkı beyanı resmi olarak onaylamadı 195 22 baz senaryo eleştirildi uzmana
Embedded component (note)
Postdam veritabanında tahminlerine bugünün
Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi Sözleşmesi’nin () uluslararası iklim görüşmelerinde herhangi bir resmi yer almayan birkaç ülkeden biri olmanın yanı sıra, bunlar arasından en yüksek emisyona sahip olan ülke.Türkiye’nin emisyonları, 1990 ile 2013 yılları arasında artarak, diğer tüm (ayrıntı altta) ülkelerinden daha hızlı artış gösterdi. Postdam İklim Değişikliği Etkileri Araştırmaları Enstitüsü () göre, Türkiye’nin 2015 emisyonu 415 MtCO2e. Bu miktar, Birleşik Krallık’ın 2015 emisyonun altında, ancak Fransa emisyon miktarının üzerinde ve 2015 küresel sera gazı emisyonlarının %0.83’ünü teşkil ediyor.Bu miktara, on yıllardır Türkiye’nin fosil yakıt emisyonlarını kısmen telafi eden arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık (LULUCF) da dahil.Bu durum, Türkiye’nin çoğunlukla ormanlarını yaygınlaştırma neden olduğu kısmen açıklanabilir. UNFCCC’ye 2016’da sunduğu Türkiye, LULUCF’la karbon giderme trendindeki yükselmenin sürdürülebilir orman yönetimi, ağaçlandırma, orman yangını yönetimindeki iyileştirmeler ve yıllık tarlaların çok yıllık tarlalara ve meralara dönüştürülmesine bağlı olduğunu belirtti.Ancak, Türkiye’nin LULUCF emisyon verilerinde hesaplama yöntemlerinden kaynaklanan belirsizlikler olduğunu da belirtelim. Yukarıdaki infografikte, LULUCF emisyonlarında 1991’de yaşanan ani değişikliğin arazi kullanımı CO2 veri kaynağının değiştirilmesine bağlıdır.Türkiye,’ne yürürlüğe girmesinden dört yıl sonra, yılında taraf oldu. Kyoto Protokolü, özellikle gelişmiş ülkeleri, emisyonlarını azaltmaya. Ancak, Türkiye emisyon azaltım taahüttünde bulunmayan tek taraf ülke olmaya devam ediyor. Türkiye, UNFCCC nezdinde dönemi kapsayan herhangi bir eylem sözü.Türkiye 2015 yılında, öncesinde, UNFCCC’ye bir ( – NDC) sundu. Türkiye Paris Anlaşması imzaladı ancak henüz ve Rusya hariç, onaylamayan tek G20 ülkesi. UNFCCC’ye taraf ülkeden yalnızca’si henüz Paris Anlaşması’nı onaylamadı.Türkiye emisyonlarındaki artışın devam etmesini bekliyor. Türkiye ulusal katkı beyanında, 2030 itibarıyla emisyonlarını, (BAU) üzerinden, en fazla “%21” oranında (LULUCF dahil) azaltacağı taahhütünde bulunuyor.Ulusal katkı beyanına göre, BAU senaryoda Türkiye’nin emisyonları on yıl içinde yaklaşık üç kat artarak, 2012’de 430MtCO2e’den 2030’da 1,175MtCO2e’ye çıkacak. Dolayısıyla, Türkiye’nin Paris Anlaşması hedefi, emisyonları 2030 yılında 929MtCO2e’ye düşürüyor. Bu durumda, söz konusu emisyon miktarı 2012 seviyelerinden iki kat fazla ve Almanya’nın halihazırdaki emisyonlarının üzerinde olacak.Türkiye, emisyonlarında mutlak azaltım yapmak bir yana, emisyonların tepe yapacağı ya da emisyon yoğunluğunun azaltılacağı herhangi bir hedef yıl belirtmiyor. Türkiye’nin koyduğu hedef, BAU senaryoda varsayılan yıllık %5 büyüme oranı pek gerçekçi bulunmadığı ve gerçek büyüme oranının %3.5’e daha yakın olacağı düşünüldüğü için, muhtemelen hiçbir azaltıma yol açmayacağından dolayı. Bir göre, referans senaryonun ve azaltım oranlarının belirlenme metodolojisi saydam değil.Climate Action Tracker (CAT) Türkiye’nin Paris taahhütünü “kritik derecede yetersiz” olarak değerlendiriyor ve bu da taahhütün, Paris Anlaşması’nın ısınmayı, 1,5°C bir kenara, 2°C derecenin oldukça altında tutma hedefiyle bile hiç uyumlu olmadığı anlamına geliyor. CAT’ın derecelendirmesi, tüm ülke hedefleri Türkiye’ninki benzer olduğu bir senaryoda, ısınmanın 4°C derecenin üzerine çıkacağı anlamını taşıyor. CAT, ulusal katkı beyanında yer alan 230 hedefinin de 1990 seviyelerinden %348’lük bir artış teşkil ettiğini belirtiyor.Türkiye, ulusal katkı beyanında 5,9 tCO2e/kişi olan 2012 kişi başı sera gazı emisyon miktarının “AB ve OECD ortalamalarının çok altında” olduğunu belirtiyor. ( farklı emisyon hesaplarına göre, bu miktar 2015’te 5,4tCO2e/kişi)Ancak, BM göre Türkiye nüfusunun 2030 yılına kadar 10 milyon kişi kadar artacağı -ve Paris taahhütüne bağlı kalacağı- varsayıldığında, ülkenin kişi başı emisyon miktarı 2030 itibarıyla neredeyse iki kat artarak 10,5tCO2e’ye çıkacak. Bu da, 6,8tCO2e/kişi dünya ortalamasının çok üstünde olacak. Bu sırada, AB kişi başı emisyon miktarının 2030 itibarıyla yaklaşık olarak 6,4tCO2e’ye düşmesi bekleniyor. 

§ Özel Koşullar

uzun yıllardan beri Ek-1 Ek-2 daha az sayıda yükümlülüğü bekleniyor kararla yükümlülüğü ortadan kalktı ısrarını devam ettirdi AB ortalamasını
Türkiye,, UNFCCC nezdinde kendisine, özel ulusal koşullarına bağlı olarak, özel konumunun tanınmasını talep ediyor.Türkiye, 1992’de OECD üyesi olduğu için, UNFCCC’de ve ülke gruplarına dahil edilmişti. Genellikle daha zengin ve daha gelişmiş olan bu ülkelerin, olan “Ek Dışı 1” grubundaki gelişmekte olan ülkelerin aksine, iklim değişikliğiyle mücadelede başı çekmeleri.Türkiye, aynı zamanda “Ek-2”ye de dahil edildiği için, teorik olarak emisyonlarını azaltmakla ve, bazıları kendinden zengin olan, “gelişmekte olan” ülkelere destek sağlamakla yükümlüydü.Yıllar süren görüşmelerin ardından, 2001 yılında UNFCCC aldığı bir Türkiye’yi Ek-2’den çıkarttı ve tarafları Türkiye’nin “özel koşullarını tanımaya” davet etti. Böylece, Türkiye diğer Ek-1 ülkelerinden farklı bir konuma sahip oldu ve iklim finansmanı sağlama ve Türkiye’nin 2004 UNFCCC’ye katılmasının önünü açtı.Ancak, Türkiye başka “farklılaştırmalar” için ve kişi başı emisyonlarının nispeten düşük ve iklim değişikliği sorumluluğunun nispeten daha az olduğunu ileri sürdü. (Türkiye’nin kişi başı emisyon miktarının yakın zamanda geçeceğini belirtelim.) 

§ İklim finansmanı

uluslararası finansal destek Yeşil İklim Fonu Paris Anlaşması’ndan çıkma kararının söyledi
Image - Çatı güneş panelleri, Alanya, Türkiye, 2018. Foto: Alexander Klenov/Alamy Stock Photo. - M85D6K Ecologically clean energy use in Turkey. Energy of sun (note)
çok taraflı kalkınma bankası ikili alıyor rapora geride bırakarak analiz Temiz Teknoloji Fonu Küresel Çevre Fonu güvencesi iklim müzakerelerinde tekrar etti. gösterildi
Türkiye ulusal katkı beyanında de talep ediyor ve bunun emisyon azaltımı için temel önem taşıdığını belirtiyor.Türkiye, Paris Anlaşması’nı onaylamak için’na (GCF) erişimi şart koyuyor. Geçen yıl, Erdoğan ABD’nin, gelişmekte olan ülkelere söz verilen finansmanı tehlikeye soktuğu için, Türkiye’nin de anlaşmayı onaylamaya daha az meyilli olduğunu.Ancak, Türkiye halihazırda birçok ve kanallardan önemli miktarda finansmanın yanında, birçok finans kurumundan da teknoloji ve kapasite geliştirme için para.Yakın zamanda yayınlanan bir göre, Türkiye 2013 ve 2016 yılları arasında yılda ortalama 667 milyon euro ile, kendisinden daha kırılgan olan en az gelişmiş ülkeleri (LDC) de, en fazla AB iklim finansmanı alan ülke oldu.Aynı şekilde, geçen yıl Carbon Brief tarafından yayınlanan de, Türkiye’nin 2013 ile 2016 yılları arasında (CTF) ve (GEF) gibi kurumlardan 231 milyon ABD doları alarak, çok taraflı iklim fonlarında en çok finansman alan beşinci ülke olduğunu ortaya koymuştu. Türkiye’ye iklim konusunda destek almaya devam edeceği de verildi.Kasım 2017’de Bonn’da yer alan en son Türkiye delegasyonu, GCF’e erişim konusunda bir çözüme varılmadan Paris Anlaşmasını onaylamayacağını Müzakereler sırasında Türkiye’nin GCF erişimi konusunda bir kez daha anlaşmaya varılamadı. Bunun nedeni olarak, G77/Çin bloku da dahil olmak üzere, büyük müzakere bloklarının GCF’nin gelişmekte olan ülkelere destek vermesi gerektiği konusundaki kaygıları. 

§ Kömür

hızla büyümekte sağlandığı çok büyük ölçüde bağımlı kısıtlı petrol gaz endişelere yol açtı özellikle Rusya’ya bağımlı durumda yaklaşık
Embedded component (note)
Dünya Kalkınma Göstergeleri 2017 Dünya Enerji İstatistik Değerlendirmesi Highcharts haline getirmiştir stratejik planı

“Kömür, özellikle son dönemde temiz kömür teknolojilerinin de etkisiyle farklı bir yere oturarak daha fazla ilgi görmeye başlamıştır.”

Coal Swarm halihazırda yaklaşık 18 GW hedefi
Image - Ören kömürlü termik santrali, Muğla, Türkiye, 2013. Foto: Images & Stories / Alamy Stock Photo. - D9DYCX Oren thermal power plant Mugla Turkey (note)
Hindistan itirazlara azaltabilir sübvanseIISD raporundaki çalışmalarını yoğunlaştırdı planlıyor
Image - Batı Karadeniz’de bir kömür madeni, 2015. Foto: Hackenberg-Photo-Cologne/Alamy Stock Photo. - F9G0CD Turkei, westliche Schwarzmeerkuste, Zonguldak, Catalagzi, Kohlebergwerk (note)
Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı’nın (TANAP) 2018 yazında açılmıştı bölgesel enerji merkezi
Türkiye elektrik talebi ve aşağıdaki infografikte de görülebileceği üzere, elektrik sanayi sera gazı emisyonlarının bir numaralı kaynağı.Türkiye enerji politikası, ekonomik büyüme için gerekli olduğunu öne sürdüğü ve yerli kömürle farz ettiği arz güvenliğinin üzerinde duruyor. Türkiye halihazırda ithal petrol ve gaza. Yerli üretim ise çok. Bu durum, Türkiye’nin ve fiyatları dalgalanmalarına açık olduğu konusunda. Türkiye, fosil yakıt ithalatında.Türkiye halihazırda kömürden 74 TWh elektrik üretiyor. Bu rakam toplam elektrik üretimin %28’sini teşkil ediyor ve 2004’teki 34 TWh’in neredeyse iki katı. 74 TWh’in yarısı ithal kömürle üretiliyor. Türkiye’nin1985 ve 2015 yılları arasında elektrik üretiminde kullandığı kaynaklar aşağıdaki grafikte görülebilir.Türkiye elektrik üretimi kaynakları, 1985-2015. Kaynak: Kaynakların dağılımı için Dünya Bankası; Toplam elektrik üretimi değerleri için BP. Grafik: kullanılarak Carbon Brief tarafından tasarlanmıştır.Türkiye ulusal enerji politikası, yerli kömürü elektrik kapasitesinin arttırılmasında en tercih edilen yakıt. Türkiye’nin en son elektrik üretiminde yerli kömür kullanımı, 2012 seviyelerine göre, neredeyse iki misli arttırma hedefi belirledi. Plan’da şu ifade yer almaktadır:’a göre, kurulu gücünde faal kömürlü termik santrale sahip olan Türkiye dünyanın en büyük on üçüncü filosuna sahip. Bu filosunu önemli oranda büyütme niyetinde olan Türkiye’nin, 2023 itibarıyla toplam kömürlü termik santral kurulu gücü 30 GW.Coal Swarm’a göre, Türkiye’nin halihazırda planlama ya da inşaat aşamasında 43 GW kömürlü termik santral projesi bulunuyor. Bu durumda Türkiye, kömürde büyüme planları açısından, Çin, ve Vietnam’dan sonra dördüncü sıraya yerleşiyor.Ancak, bu 43 GW’ın sadece 1 GW’ının halihazırda inşaat halinde olduğunu ve tüm planlanan kömürlü termik santrallerin, kısmen yoğun bağlı olarak, kurulmasının pek olası olmadığını da unutmamak gerekiyor. Su kesintileri de kömürlü termik santral faaliyetlerinin verimliliği ve güvenirliliğini.Türkiye’nin büyük kömürlü termik santrallerinin öenmli kısmı ediliyor: Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü’nün () 2015 tahmine göre, 2013 yılında en az 730 milyon dolar değerinde kömür teşviki sağlandı.Tahminlere göre, Türkiye yaklaşık olarak 6,000 Mtoe geri kazanılabilir kömür rezervine sahip ve bu da dünya toplamının %1’den azını teşkil ediyor. Son yıllarda Türkiye yeni kömür sahaları bulma ve mevcut olanları da geliştirme. Türkiye kömürlü termik santrallerinde en çok kullanılan kömür türü linyit. Türkiye önümüzdeki yıllarda yerli linyit çıkarmak için birkaç yeni kömür madenini faaliyete sokmayı.Türkiye, aynı zamanda, küresel enerji sistemi içerisinde kendine bir konum edinmek için harekete geçti. Üç yıllık inşaat sürecinin ardından, Azerbaycan gazını Gürcistan üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya taşıyacak olan, tamamlanması bekleniyor. TANAP’dan önce 2007 yılında Türkiye ve Yunanistan arasında bir doğal gaz boru hattı. Hükümet, TANAP’ın Türkiye’nin rolünü güçlendirmesini bekliyor. 

§ Yenilenebilir Enerji

en büyük yenilenebilir enerji potansiyeline ayrıcalıklı ulusal katkı beyanında gerçekleşti eklediği Yenilenebilir Enerji Eylem Planı değerlendirildi
Image - Rüzgar türbinleri önünde gün batımını bekleyen insanlar, Bozcaada, Türkiye, 21 Ağustos 2017. Foto: İsa Özdere/Alamy Stock Photo. - KHDDRH Unidentified people wait for sunset and wind tribunes on the background.Bozcaada,Turkey:21 August,2017 (note)
mevcut çevresel adaletsizlik işaret ediyor bekleniyor şimdiden dışsallıklar WWF-Türkiye Bloomberg New Energy Finance’in (BNEF) rapor öngörüldü
Avrupa’nın sahip ülkelerinden Türkiye’nin, özellikle rüzgar ve jeotermalde bir konuma sahip. Ancak, alttaki enerji üretim grafiğinde de görüldüğü üzere, hidroelektrik hariç tutulduğunda, 2015’te Türkiye elektrik ihtiyacının sadece yaklaşık %6’sının yenilenebilir kaynaklardan elde etti.Yenilenebilir enerji kurulu gücünü arttırma niyetinin belirtildiği, Türkiye 2030 itibarıyla güneş enerjisi kurulu gücünün 10 GW’a ve rüzgar enerjisi kurulu gücünün 16 GW’a çıkarılmasını hedeflediğini belirtiliyor. (2017’de Türkiye’nin güneş kurulu gücü 3,4 GW ve rüzgar kurulu gücü 6,5 GW olarak. Türkiye’nin sadece 2017 yılında 2,6 GW güneş enerjisi kurulu gücü düşünüldüğünde, bu büyüme hızı devam ettiği takdirde 2030 hedefini üç yıl içinde gerçekleştirebileceği görülüyor.)Ancak, Türkiye’nin 2014 2023 itibarıyla 20 GW rüzgar kurulu gücü hedefi koymuştu. Buna bağlı olarak ulusal katkı beyanında yer verilen rüzgar hedefi “iddia düzeyinde net ve önemli bir azalma” olarak.Türkiye ulusal katkı beyanında “hidroelektrik potansiyelinin tamamını” kullanmak istediğini belirtiyor. 2015’te Türkiye’nin elektrik üretiminin %26’sını karşılayan hidroelektrik, halihazırda ülkenin elektrik üretiminde önemli bir rol oynuyor. Her ne kadar ulusal katkı beyanında söz edilmese bile, 2014 planında da toplam yenilenebilir kurulu gücünü 61 GW’a, hidroelektrik kurulu gücünün 2023 itibarıyla 34 GW’a çıkarılması hedefi belirlenmişti. (Bu rakam 39 GW’lık kurulu güç ile karşılaştırılabilir.)Hidroelektriğin Türkiye’nin enerji karmasındaki hakim rolünü eleştirenler, sel, tarım arazisi kaybı ve gibi muhtemel dezavantajlarına. Küresel ısı artışına bağlı kuraklığın da hidroelektrik üretimini olumsuz etkilemesi.Türkiye, diğer bir raporda, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması’nı (YEKDEM) devam ettirmeyi planladığını ve elektrik üretimine uygun ek jeotermal alan potansiyelini araştırmak üzere planlama başlattığını belirtiyor.IISD araştırması ise Türkiye’nin, dahil edildiğinde, kıyı rüzgar ve güneş enerjisiyle kömürden daha ucuz elektrik üretebileceğini ortaya koyuyor.Öte yandan, ve birlikte hazırladıkları bir, Türkiye’nin rüzgar, güneş ve hidrolektrik enerjisini arttırarak, emisyon ve hava kirliliğin azaltılmasına bağlı faydalar hesaba katılmadan bile, enerji talebini kömürdeki planladığı büyümeyle aynı maliyete karşılayabileceğini ortaya koydu. Rapor aynı zamanda, Türkiye’nin 2030 enerji talebinin, ekonomi ve enerji verimliliğinde beklenilen değişikliklere bağlı olarak, hükümetin beklediğinden %25 daha az olabileceğini de ortaya koydu2014 Eylem Planı’nda ulaşımda yenilenebilir enerji kullanımının 2023 itibarıyla, halihazırdaki payı olan %1’den %10’a çıkarılması. 

§ Nükleer

planlarda hedefi de
Image - Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (sağda) ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (solda), videokonferansla katıldıkları Akkuyu nükleer santralinin ilk reaktör inşaatı açılışında el sıkışırken, 3 Nisan 2017. Foto: ITAR-TASS News Agency/Alamy Live News. (note)
almasına zorlandığı başlandığı Sinop nükleer santralinde maliyetler artışa geçti Kırklareli
Her ne kadar halihazırda Türkiye’de faal bir nükleer enerji santrali olmasa bile, nükleer enerji Türkiye enerji politikasının bir diğer önemli konusunu teşkil ediyor. Türkiye 2015 ulusal katkı beyanında 2030 itibarıyla bir nükleer santrali hizmete sokacağına vurgu yaparken, daha yakın zamanda yayınlanan ise Türkiye’de 2023 itibarıyla iki nükleer santralin faaliyete geçeceği, bir üçüncünün de inşaat aşamasında olacağı belirtildi.Bu nükleer santrallerden ilki, 4,8 GW’lık Akdeniz kıyı şeridinde kurulacak olan Akkuyu nükleer santralinin 2019 itibarıyla tamamıyla operasyonel olması bekleniyordu. Ancak, bugüne kadar birçok gecikme yaşayan santralin 2023 açılış gerçekleştirilemeyebilir.Rus yüklenici Rosatom’un bu ayın başında inşaat lisansı rağmen maliyetleri bölüşecek bir ortak bulmakta ve yine bu ay başında dört adet 1,2 GW’lık ünitenin ilkinin inşaatına belirtiliyor.Karadeniz’de kurulacak olan ve konsorsiyumun başında Japonya’nın olduğu 4,5 GW’lık ise. Üçüncü santralin ise’nde yapılması planlandığı iletiliyor. 

§ İklim yasaları

düşük kalmaya devam ediyor Yenilenebilir Enerji Yasası belirledi2007 tarihli bir yasa Yasası İklim Değişikliği Stratejisi İklim Değişikliği Eylem Planı Enerji Verimliliği Eylem Planı 24 MToe 2007 2012 raporuna
Her ne kadar Türkiye iklim değişikliğini kamu politikasında nispeten erken tarihte kurumsallaştırmış olsa bile, hedeflerinin iddia düzeyi.Türkiye 2005 yılında,’nı yürürlüğe soktu. Yasada, 2023 itibarıyla elektriğinin %30’nu yenilebilir kaynaklardan (hidroelektrik dahil) elde edilmesi hedefleniyordu. Ancak, aşağıdaki elektrik tüketim grafiğinde de görüldüğü üzere, Türkiye bu hedefe 2015 yılında ulaştı.Yasa, yenilenebilir enerji kaynakları için alım garantisi ve enerji tedarikçilerinin toplam alımlarının belirli bir miktarını lisanslı yenilenebilir enerji üreticilerinden satın alması şartı koşuyor. Yasa aynı zamanda şebeke operatörlerinin yenilenebilir enerji üreticilerine erişim sağlamasını da şart koşuyor. jeotermal enerji üretimi ve tüketimini 10 kat arttırma hedefi belirlerken, 2013 Elektrik Piyasası ise 2030’a kadar yenilenebilir enerji kaynaklarına yeni vergi indirimleri getirdi.2010 yılında Türkiye, 2020’ye kadar olan süreyi kapsayan’ni yayımladı. Bu stratejide Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele vizyonu ve “düşük karbonlu ekonomiye geçiş” iddiasının ana hatları, ve enerji, sanayi, ulaşım, atık ve arazi kullanımı değişikliklerinden kaynaklanan emisyonların azaltım politikaları açıklandı. Stratejide, 2023 itibarıyla yenilenebilir enerjinin elektrik üretiminin %30’unu teşkil etmesi hedefi tekrarlandı ve 2030’a kadar elektrikten kaynaklanan emisyon miktarının %7 oranında azaltılması hedefi belirlendi.2011’de yayımlanan, iklim değişikliyle mücadele için kısa, orta ve uzun vadeli planlar içeriyordu. Eylem Planı’nda tarımsal ormancılık faaliyetlerinde depolanan karbon miktarının arttırılması için, 2007 seviyesi baz alınarak, 2020 itibarıyla %10’luk bir artış hedefi belirlendi.Türkiye’nin 2018 birincil enerji tüketimini 2023’e kadar kadar azaltmayı hedefliyor. Bu azaltımın, her ne kadar belirtilmemiş olsa da, baz senaryo üzerinden olması muhtemel. Stratejide konut, ulaşım, enerji ve tarım sektörleri de dahil olmak üzere, birçok sektörde 11 milyar ABD doları değerinde enerji tasarrufu yapılacağı taahhüt ediliyor. Türkiye, ve yıllarında da enerji verimliliği yasaları çıkarmıştı.Öte yandan, hükümet yeni kömürlü termik santrallerin çevre yönetmeliklerinden muaf tutulmaları için bir yasa hazırlığı içinde. IASS’nın 2016 göre, benzer bir girişim daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından red edilmişti. Raporda, siyasilerin fosil yakıt odaklı söylemleri ve uzun dönemli planlama eksikliğinin, yatırımcılar açısından,sürdürülebilir enerji sektörünün cazibesini azalttığına dikkat çekiliyor. 

§ Piyasa temelli araçlar

uzmanlara doldurdu AB ETS uyması anlamına geliyor önemli bir adım
Türkiye, piyasa temelli araçları iklim politikasının kilit unsurlarından biri olarak görüyor. Ulusal Katkı Beyanı’nda Türkiye’nin “2030 hedefleri için uluslararası piyasa mekanizmalarının karbon kredilerini kullanmayı hedeflediği” belirtiliyor. Ancak, kimi göre, karbon piyasaları kullanımı Türkiye’nin emisyonlarının bir kısmını diğer gelişmekte olan ülkelere ihraç etmesi riskine yol açabilir.Türkiye şu ana kadar sadece gönüllü karbon piyasalarında faaliyet gösterdi. Türkiye 2017 yılında 2 milyon ABD doları bedelinde (1,9 MtCO2e) ticaret gerçekleştirerek, en fazla karbon ticareti yapan ülkeler listesinde altıncı sırada yer aldı. 1,9 MtCO2e Türkiye’nin yıllık emisyon miktarının %1’nin yarısından azına denk geliyor.Ancak, Türkiye 2012 yılında emisyon bildirimi sistemi zorunluluğu için yeni bir yönetmelik çerçevesi oluşturdu. Bu, resmi emisyon ticareti sistemi (ETS) yolunda atılan bir adım. Emisyon takibi 2015 yılında başladı ve Türkiye geçen yıl ilk zorunlu emisyon bildirimi yılını. Türkiye’nin AB üyeliği adaylığı, kurallarına gerekeceği ve emisyon bildirim mevzuatı da bu yolda. 

§ İklim değişikliği etkileri ve uyum

kuraklığın önemli derecede hissedileceği Akdeniz havzasının araştırmaya göre tarım
Image - Teos antik kenti yakınlarındaki bir bağda kuraklıktan etkilenen üzümler, 2009. Foto: Global Warming Images/Alamy Stock Photo. - A Vineyard near Teos, Turkey with grapes that have shrivelled up in the drought like conditions, 2009. Credit: Global Warming Images / Alamy Stock Photo. BEWPHK (note)
aşırı sıcaklardan bekleniyor Beşinci Ulusal Bildirimi raporda çalışma Ulusal Uyum Planı yasa İklim Değişikliği Stratejisi İklim Değişikliği Eylem Planı BP 2017 Dünya Enerji İstatistik DeğerlendirmesiPIK Dünya Bankası Ulusal Katkı Beyanı PIK PIK OpenClimateData EDGAR

Article information

Translated from “The Carbon Brief Profile: Turkey” by Ayşe Bereket.

Türkiye, insan kaynaklı iklim değişikliğinin sebep olacağı doğusunda yer alıyor. Kısa süre önce yayınlanan bir, başta su stresi arttıkça verimsizlik riski de artan sulu üretim olmak üzere, ve gıda üretimi yoğun biçimde etkilenecek.Her ne kadar küresel ısınma 2°C derece ile sınırlı olsa bile, bu bölgenin, özellikle de yaz aylarında, etkilenmesi bekleniyor. Isınmanın artan çölleşmeye yol açması ve insan vücudunu hem doğrudan, hem de gıda ve su kaynakları gibi, dolaylı yollardan etkilemesi.Türkiye’nin UNFCCC’ye sunduğu, ülkenin su stresi, orman yangınları ve iklim değişikliğinin, sıcak hava dalgaları ve vektör aracılı hastalıklar gibi, insan sağlığına etkileri karşısındaki kırılganlığının altını çiziyor. Bildirim’de, sahil bölgelerinde nüfus yoğunluğunun ülkenin geri kalanından iki kat fazla olduğu ve buna bağlı olarak Türkiye’nin deniz seviyelerinin yükselmesine karşı da kırılgan olduğu da yer alıyor.2013 yılında OECD’nin yayınladığı bir, artan yaz sıcaklıkları, Batı kesimde azalan kış yağmurları ve Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde son yüz yılda deniz seviyelerinde 12 cm’lik bir yükseliş belgelendi. 2016 tarihli bir diğer ise, 1981 ve 2010 yılları arasında orta ve güneybatı kesimlerinde kurak alanların yaygınlaştığını ve kuzeydoğuda yağmur miktarında artış olduğunu ortaya koydu.Türkiye Ulusal Katkı Beyanı’nda uyum konusuna çok az değiniliyor ve Türkiye henüz’nı UNFCCC’ye sunmadı. Ancak, Türkiye 2005 yılında iklim değişikliğine bağlı olarak bozulma riski taşıyan bölgelerde uyum ve toprak koruma konusunda bir çıkardı. Türkiye’nin 2010 ve 2011 tarihli’nda da, özellikle su kaynakları yönetimi konularında, iklim değişikliği uyum politikaları geliştirildi.Enerji tüketimi verileri’nden alınmıştır. 2015 kişi başı sera gazı emisyonları, Postdam İklim Değişikliği Etkileri Araştırmaları Enstitüsü () LULUCF dahil emisyon verileri ile nüfus verilerinin bir araya getirilmesiyle elde edilmiştir. PIK veri tabanı, Türkiye’nin (LULUCF dahil) dünyanın en büyük sera gazı emisyonuna sahip ülkesi olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin 2025’e kadar emisyonlarını, 2005 seviyeleri baz alınarak, %37 oranında azaltacağı taahhütü, 2015’te BM’ye sunduğu’ndan alınmıştır.Sektörel emisyonları gösteren grafik iki veri tabanı kullanılarak hazırlanmıştı. Metan (CH4), azot oksit (N2O) ve flüorlu gazlar LULUCF dahil tüm sektörleri kapsamaktadır ve veri tabanından alınmıştır. LULUCF CO2 değerleri de veri tabanından alınmıştır.Diğer değerler, sitesinden indirilen CO2 emisyon veri tabanından alınmıştır. EDGAR kategori tanımları: Binalar (sanayi dışı sabit emisyon: konut ve ticari yakma işlemleri dahil); Ulaşım (mobil yakma işlemleri: yol, demiryolu, gemicilik ve havacılık); Yanma dışı (sanayi süreç emisyonları ve tarım ve atık); Sanayi (elektrik ve ısıtma üretimi haricindeki, sanayi imalat ve yakıt üretimi dahil, sanayi sektöründeki yakma); Elektrik ve Isıtma (elektrik ve ısıtma santralleri).

🗂️ back to the index